15 Yalnız adam
  • Aycan
    17:59:05 24.03.2019,Puan: 3222.65,0 Yorum, #Realist,398 kişi okudu
  • “Dursana!”


    Karanlık sokakta öfkeyle ilerleyen Alp, kendisine yetişmeye çalışan bar sahibini dinlemeyerek ilerlemeye devam etti.


    “Dur dedim!”


    Alp aniden duraksayıp arkasına döndüğünde bar sahibine çarptı ve ardından bir iki adım geri gitti.


    “Nereye gittiğini sanıyorsun?”


    “Sana ne!”


    Karanlık sokak öfkeli sesle inlediğinde, bar sahibi birkaç saniyeliğine sustu ve düşündü. Bu şekilde bu genç adamı elinde tutamayacaktı. Bir şeyler yapmalıydı.


    “Buraya niçin geldiğini unutma.”


    Aklına ilk gelen gerekçeyi sunduğunda, genç adamın yavaş yavaş öfkeden sıyrıldığını fark etti. Doğru yolda ilerliyordu.


    “Şimdi aşkın sırası değil. Önce babanı bulmalıyız. Hem sen aşık olduğun adamın kim olduğunu biliyor musun? Ardin'in oğlu o!”


    Alp, kollarını tutan elleri öfkeyle ittirerek bağırdı.


    “Siktirtme şimdi Ardin'ini! Rahat bırak beni anladın mı? Rahat bırak!”


    “Aptal velet! Bir boktan haberin yok!”


    Evet, bar sahibinin bütün olan biten her şeyden haberi vardı. Bunun nedeni ise; hala akıl hastanesinde yatan İrfan’ın, bar sahibinin tek oğlu olmasıydı. Zavallı genç; ev arkadaşı Ardin'in, gözünün önünde kendini kesmesine şahit olmuştu.


    “Bak-”


    Bar sahibi duraksayıp derin bir nefes aldı ve sözüne kaldığı yerden devam etti.


    “Senin için ne kadar zor olduğunun farkındayım, ama bunun üstesinden geleceğiz. Hayat hep böyle zor olacak değil ki, elbette güzel günlerde gelecek. Sevdiğin adamla mutlu olacaksın. Annenle barışacaksın.”


    Her bir kelimede genç şarkıcının gözleri gitgide dolarken, bar sahibi dayanamayarak genç adamı tutup çekti ve kollarıyla sımsıkı sardı.


    “Herşey düzelecek.”


    ____


    “Öyle sap gibi durma. Gel otur şöyle.”


    Kuzey odanın ortasında dikildiğini fark edince, eski koltukta bağdaş kurup oturmuş olan Deniz’in yanına oturdu. Bir süre ikisinden de ses çıkmadı.


    Uzayıp giden sessizliği, Deniz'in aldığı derin nefes bozdu. Arkadaşının aldığı nefesten sonra başını arkaya yaslamasını ve uzaklara dalıp gitmesini ilgiyle izleyen Kuzey, kalbinin aniden yerinden çıkmak ister gibi atmaya başladığını fark etti ve yerinde rahatsızca kıpırdandı. Ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.


    “İyi misin?”


    Kuzey, başını şaşkınlıkla kaldırdı ve öylece bakakaldı. Yakalanmış mıydı?


    “N- neden sordun?”


    “Kendi kendine konuşuyorsun?”


    “Kim, ben mi?”


    Deniz başını aşağı yukarı salladı ve tekrar başını eski yerine yasladı. Arkadaşının nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu bildiğinden fazla takmadı.


    Kuzey, bir süre sonra eğdiği başını tekrar kaldırdı ve bu kez gözlerini aralıklı duran dudaklara kaydırdı. Fazla dolgun olmayan pembe dudakları öpme isteğiyle dolup taşmasını bir anlam veremedi. Aklı hayali karmakarışık olurken, gözlerini tekrar dudaklara dikti ve bir kereliğine bile olsa istediği bir şeyi gerçekleşmek adına gözlerini kapatmış olan Deniz’i ensesinden yakaladığı gibi dudaklarına kapandı.


    Neye uğradığını şaşıran Deniz, durumu idrak ettiğinde önce gözlerini şokla açtı ve daha sonra dudaklarına kapanmış olan dudakları tiksintiyle iterek bağırdı.


    “Ne yapıyorsun lan sen? Ne sikim yapıy-”


    Kuzey tükürükler saçan dudaklardan gözlerini alamadı ve öfkeyle damarları fırlamış olan enseyi kavradığı gibi tekrardan dudaklara yapıştı. Üsttekine nazaran daha dolgun olan alt dudağı dudaklarının arasına aldı. Bunca zamanın açlığını tek arkadaşı olan Deniz’in üzerinde gidermek istememişti ama şu an yaptığı tek şey tam olarak buydu.


    Tam dudaklarını açılmış olan omuza kaydıracağı sırada, aniden atılan bir tokatla öylece kalakaldı. Bu yediği tokat Kuzey’i kendine getirmiş ve yaptığı hatanın da farkına varmasını sağlamıştı.


    “Allah belanı versin!”


    Öfkeden damarları fırlamış ve gözleri kan çanağına dönmüş olan Deniz, ağlamak üzere olan Kuzey'in gözlerinin içine baktı ve işaret parmağıyla kapıyı göstererek bağırdı.


    “Siktir git bu evden! DEFOL!”


    Artık ağlamaya başlayan Kuzey, kan çanağına dönmüş gözlere boş boş bakarken, Deniz bir daha bağırdı.


    “Siktir git!”


    Elleriyle hıçkırıklarını saklamaya çalışan Kuzey, koşarak kapıyı açtı ve ardından kapının eşiğine oturarak hıçkırıklarını serbest bıraktı. Başını dizlerine dayadığında, içeriden cam kırılma sesleri, bir şeyleri parçalama sesleri gelmeye başlamıştı.


    Bir süre sonra evin ışıkları yandığında, kapıda aynı hızda açıldı ve uzun boylu birinin belirdiği görüldü.


    “Ne yaptın lan kardeşime. İbne!”


    Kuzey cevap vermedi ve gözlerini tir tir titreyen, yüzü gözü kıpkırmızı olan Deniz’e kaydırdı. Bakışları yerdeydi.


    “Deniz-”


    Deniz, kırmızı gözlerini Kuzey'e dikti ve dudaklarından onu üzecek kelimelerin çıkmasına hakim olamayarak konuştu.


    “Git buradan Kuzey. Git ve bir daha da buraya gelme.”


    “Deniz.”


    “Giit!”


    Kuzey yenilgiyle başını eğdi ve bir iki adım geri gitti. Hâlâ yaşadıklarına inanamıyordu.


    “Kardeşimi duydun.”


    Ardından kırılırcasına sertçe kapanan kapıyla Kuzey öylece dikildi kaldı. Aklı ve ruhu karmakarışıktı. Bunalımdaydı.


    Hâlâ karanlık sokakta dikildiğini fark eden Kuzey, kendine geldi ve ayaklarının kendisini götürdüğü yere doğru ilerlemeye başladı.


    Duyduğu bağırma sesleriyle başını kaldırıp baktığında otogara geldiğini fark etti. Bu saatte otobüs seferinin olduğunu bilmiyordu.


    “Of Deniz of!”


    Sessizce oğlandı ve aklına gelen bir fikirle sessizce ilerledi.


    “Haydi! İzmir, İzmir, İzmir!”


    Otobüsün önünde bağıran muavinin başka tarafa bakmasından yararlanarak, hızlıca bagaja girip en dibe saklandı. Bagajın içi büyük olduğundan kendisini fark eden olmamıştı. Kısa bir sarsıntıdan sonra bagaja iki bavul daha yerleştirildi ve ardından bagaj kapısı kapandı.


    “Of!”


    Ortama hakim olan karanlık Kuzey'i rahatsız ederken, otobüs bir daha sarsıldı. Bu ikinci sarsıntıdan dolayı Kuzey yola çıktıklarını anladı ve olduğu yerde gözlerini kapatarak başını arkaya doğru yasladı. Gözlerinin önüne Deniz’le olan öpücüğü gelirken, kendini uykunun kollarına çoktan vermişti bile.



Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap