17 Geçmişin izi
  • Aycan
    18:07:18 28.05.2019,Puan: 3717.75,0 Yorum, #Realist,442 kişi okudu
  • “İyi misin?”


    Genç şarkıcı başını dayadığı camdan kaldırdı ve şoför koltuğunda oturan bar sahibine döndü.


    “Bilmiyorum babalık. Kafam karışık.”


    “Neden kafanın karıştığını düşünüyorsun?”


    Genç şarkıcı bir süre bar sahibine baktı ve soruya cevap vermek yerine kendisi bir soru yöneltti.  


    “Sen neden bana yardım ediyorsun?”


    Bu kez de bar sahibi genç şarkıcıya kısa bir bakış attı. Genç adamın neden böyle sorguladığını anlayabiliyordu.


    “Zamanla anlayacaksın.”


    Bu kısa cevap genç şarkıcıyı tatmin etmese de cevap vermeyerek önüne döndü.


    Yol boyu sessiz kaldılar. Aralarda verdikleri molalar haricinde hiç konuşmadılar. Bar sahibinin yorgunluğu, genç şarkıcının da sessiz olması buna etkendi.


    Nihayet yol bitipte İzmir tabelası göründüğünde bar sahibi mutlulukla derin bir nefes aldı ve başını dört saattir uyuyan genç şarkıcıya doğru çevirdi. Dün geceden beri uyumayan genç şarkıcı uykusuzluğa daha fazla dayanamamıştı.


    “Anne dur gitme! Anne!”


    Genç şarkıcının uykusunda sayıkladığını fark eden bar sahibi, bir gözünü yoldan ayırmamaya çalışarak genç şarkıcının omzunu dürttü. Fakat genç şarkıcı bir türlü uyanmıyor, sayıklamaya devam ediyordu.


    Bar sahibi şansını bir kez daha deneyeceği sırada genç şarkıcı bağırarak uyandı ve nerede olduğunu anlamak istercesine etrafına bakındı.


    “Sakin ol.”


    Korkmuş gözlerini bar sahibine çeviren Alp, bir süre hâlâ araba süren bar sahibine baktı ve aniden bağırarak kilitli olan arabanın kapısını açmaya çalıştı.


    “Duur! Dur çabuk! Aç kapıyı!”


    “Ne yapıyorsun?”


    “Dur dedim!”


    Bar sahibi telaşla arabayı durdurdu ve kilitli olan kapıyı açtı. Açılan kapıyla hızla arabadan inen Alp,  önlerindeki ağaçlık alana doğru koşturdu ve oradaki herhangi bir ağacın önüne çöktü. Sonra da boğulurcasına kusmaya başladı. Alp kusarken bar sahibi de arabadan inmişti.


    Alp midesinde ne var ne yok çıkardıktan sonra zorlukla ayağa kalktı. Ayağa kalkar kalkmaz yerin ayağının altından kaydığını fark ettiğinde bar sahibi yanına gelmişti.


    “Hey!”


    Alp tam yere düşerken bar sahibi onu belinden yakaladı ve kucağına aldıktan sonra arabaya doğru ilerledi. Genç şarkıcının baygın olmadığını biliyordu. Fakat yine de içi rahat değildi.


    Bar sahibi arabanın arka kapısını zorlukla açtıktan sonra kucağında taşıdığı genç şarkıcıyı arka koltuğa yatırdı ve kapıyı kapatarak şoför koltuğuna oturdu. Bir kuş kadar hafif olan genci taşırken hiçte zorlanmamıştı. Oğlunun da en az babası kadar iştahsız olduğunu biliyordu. Madde bağımlısı olan babanın oğlu da madde bağımlısı olur diyerek saçma bir fikre büründü ve Doruk'u ölmeden önce gördüğü o son anı hatırladı.



    _____


    Yaklaşık yirmi yıl önce


    “Doruk! Aman tanrım sen-”


    Genç adam, karanlık sokakta deli gibi koşan bitik halde olan çocuğu yakalamak için koşsa da yakalayamadı ve kısa sürede izini kaybetti.


    “Kahretsin!”


    Ne kadar sağa sola baksa da genç çocuğu bulamayan genç adam, ağlamak üzereydi. O çocuğun bulmalıydı. Bütün ekip onun peşindeydi. Ondan öncede hastaneden kaçmıştı ve son zamanlarda oğlu İrfan'ın garip davranmasının tek sebebi de bu çocuktu.


    Rastgele bir sokağa daldığında, karanlıkta birinin yalpaladığını fark etti ve o tarafa doğru koşturdu. Tam tahmin ettiği gibi yalpalayarak yürüyen kişi Doruk'tan başkası değildi.


    “Doruk dur!”


    Genç çocuk bir an duraksadı ve arkasını döndü.


    “Kimsin sen?”


    “Benim Enis.”


    “Seni tanımıyorum.”


    Genç adam, arkasını dönüp gitmeye hazırlanan genç çocuğun kolundan yakaladığı gibi sürükleyerek götürürken bir taraftan da konuşmaya devam etti.


    “Seni götürmek zorundayım. Herkes seni arıyor. Ardin de.”


    Ardin'in adını duyan genç çocuğun bacaklarındaki bağ çözüldü ve yere boylu boyunca uzandı. Gidip gelen aklı Doruk’a yeniden bir şeyleri hatırlatmıştı.


    “Enis. B- benim bir oğlum var. A- adını bilmiyorum. Annesinin adresi, adı, sanı herşeyi evimdeki sandıkta gizli. Yalnız Ardin bilmesin.”


    ______



    Bar sahibi bundan sonrasını hatırlamadığı gibi gecenin bu vaktinde orada ne aradığını da bilmiyordu. Hatırladığı şeyler sadece bundan ibaretti.


    Derin bir nefes alarak dağılan düşüncelerini toparlamaya çalıştı ve arabayı çalıştırarak yola koyuldu. Daha kalacak bir yer ayarlaması gerekiyordu.


    ______


    Deniz gözlerini açtığında kendini hastane odasındaki  yatarken buldu.


    “Kuzey.”


    Daha gözlerini açmadan dudaklarından istemsizce dökülen isimle sıçrayarak uyandı ve yatağın hemen yanındaki sandalyede uyuklayan Mehmet Amcayı fark etti. Adamcağız günlerdir hastane köşelerinde uyumak zorunda kalıyordu ve bu da Deniz’i rahatsız ediyordu.


    “Mehmet amca.”


    Küçük bir fısıldamayla uyanan Mehmet Amca genişçe esnedi ve gerinerek ayağa kalktı.


    “İyi misin evlâdım?”


    Deniz başını hafifçe salladı ve sonra da koluna takılan seruma baktı. Hissettiği bu hafif acının sebebini de anlamış oldu. Tam iğneyi kolundan söküp atacağı sırada Mehmet amcanın sesiyle duraksadı.


    “Ne yapıyorsun oğlum? Senin dinlenmen lazım.”


    Cevap vermeyip kolundaki iğneyi aniden çıkaran Deniz, bir süre acının geçmesini bekledi. Bu sırada Mehmet amca da Deniz’i durdurmaya çalışıyordu.


    “Kuzey- Kuzey'i görmem lazım.”


    Yataktan atladığı gibi yoğun bakım ünitesine doğru koşturan Deniz, Kuzey'i görmesi gerektiği yerde göremeyince panikledi.


    “O- o nerede Mehmet amca? Ona birşey olmadı, değil mi?”


    Gözyaşlarına boğulan Deniz, yalvarırcasına patronuna baktığı sırada karşı odadan tüm bu olanlara şahit olan bir hasta araya girdi.


    “Ay yıktın ortalığı. Bir sus!”


    “Ne diyorsun lan sen?”


    Yüzü gözü kıpkırmızı olan Deniz öfkeyle hastanın üzerine yürürken, araya Mehmet amca girdi.


    “Kuzey ölmedi. Gayette iyi.”


    Tam hastaya saldıracağı sırada Mehmet amcanın söyledikleri ile sakinleşen Deniz geri çekildi ve sordu.


    “Nerede peki?”


    Mehmet amca cevap vermek yerine az ilerideki 375 numaralı odayı işaret etti. Bunun üzerine adeta uçarak giden Deniz kapıyı açtığı gibi içeriye daldı.


    “Gördün mü? O iyi.”


    Deniz, kulakları söyleneni duyana kadar uyuyan gence bakıp kaldığının farkında bile değildi. Kendince Kuzey'in iyi olduğundan emin olmak istiyordu. Bun



Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap