18 Şüphe
  • Aycan
    17:11:31 01.06.2019,Puan: 2521.6,0 Yorum, #Realist,250 kişi okudu,Carles tarafından onaylandı
  • "Gel bakalım. Ev burası."


    Genç adam derin bir nefes alıp verdikten sonra arabadan indi ve gözlerinin önüne serilen tripleks eve bakarak konuştu.


    "Babalık bakıyorum da arkadaşın da senin gibi zenginmiş."


    Bar sahibi cevap vermek yerine genç adamın kolundan tuttu ve eve doğru ilerledi. Yorulmuştu. Konuşmak istemiyordu.


    Nihayet eve girdiklerinde genç adamdan memnunluğunu belirten bir ıslık yükseldi. Parlayan gözleri evin her yerinde geziyordu.


    "Beğendin mi?"


    "Beğenmek ne kelime. Ba-yıl-dım!"


    "O halde ev sorunu çözüldü."


    Genç adamın hemen arkasında dikilen bar sahibi yorulduğunu bir kez daha hissedince salonun tam ortasına konumlandırılmış beyaz koltuklardan birine kendini neredeyse attı ve derince bir oh çekti.


    "Oha! Koltuğu göçürdün."


    Bar sahibi buna istemsizce güldü ve diğer koltuğu işaret ederek konuştu.


    "Gel sende şuraya yat. İkimizde çok yorulduk. Dinlenmemiz lazım."


    Genç adam itiraz etmeden başını hafifçe salladı ve gösterilen koltuğa yavaşça uzandı. Beyaz tavanın altın rengindeki işlemelerini incelerken bar sahibinden çoktan minik horultular gelmeye başlamıştı. Başını kaldırarak bar sahibine baktığında bir ayağının koltukta olduğunu, diğerini ise koltuğun tepesine çıkardığını fark etti.


    Bar sahibine bakmayı bırakıp başını eski haline getirdi ve elini ensesinin altına koydu. Kapanmak için yanıp tutuşan gözleri ne zaman kapandı farketmedi bile.


    ______


    "Neresi?"


    Mehmet Amcanın ısrarını reddeden Deniz, merkeze uzak yerde bir apart otel bulmuştu. Her ne kadar merkeze yakın bir otel bulmak istese de bu mümkün olmamıştı. Çoğu otel iki erkeğe oda vermek istemiyordu. Diğerleri de zaten tekin yerler değildi. Bu otel tek çareleriydi.


    "Az kaldı. Hemen şurası."


    Kuzey küçük çocukmuşçasına mırıldandı ve ayaklarını yere vura vura yürümeye devam etti.


    "Yoruldum! Mehmet Amcanın tuttuğu eve neden yerleşmedik ki sanki. Ayaklarımın altı yanıyor."


    "Kapa çeneni! Adam zaten kaç gündür harap oldu hastanede senin yüzünden. Birde adamın parasını mı yiyelim."


    Kuzey şaşkınlıkla açtığı gözlerini Deniz'e sapladı ve duraksadı. Ne yani, bunun da mı sebebi kendisiydi? Fakat buna rağmen tek kelime etmeden yürümeye devam etti. Ne yapabilirdi ki? Hatalı olan kendisiydi sonuçta.


    Nihayet otele vardıklarında içeriye girip resepsiyona doğru ilerlediler.


    "İyi günler. Biz iki kişilik oda istiyoruz."


    Resepsiyonist kız önce kendisine umutla bakan iki genci inceledi. Sonra da gerekeni yaptıktan sonra oda anahtarını vererek "İyi günler." dedi.


    "Kibar kız."


    Kuzey'in bu sözüne Deniz'in cevabı gecikmemişti.


    "İstiyorsan sana alalım kızı."


    Yüzüne geniş bir sırıtış yayılan Kuzey'in keyfi yerine gelmişti. Nasıl keyiflenmesindi ki?


    "Kıskandın mı?"


    "Ha ne demezsin. Kıskançlıktan ölüyorum. Şimdi gidip kızın saçını başını yolacağım."


    Dayanamayıp kahkahayı patlatan Kuzey, Deniz'den ufak bir yumruk yiyince susmak zorunda kaldı fakat gülmesini durduramıyordu.


    "Gülme artık."


    Kuzey ağzının ucuyla tamam dedi fakat bir süre sonra yine gülmeye başladı.


    "Gülme dedim bak."


    O sırada Kuzey aradıkları odayı bulmuştu. Gözleriyle odayı gösterdikten sonra oraya doğru ilerledi.


    "Çok yoruldum. Hemen soyunup yatacağım."


    Kapıyı açan Deniz içeriye girdiğinde gördüğü çift kişilik yatakla kalakaldı. İki kişilik dediyse de bunu kastetmemişti ki.


    Kuzey Deniz'in baktığı yere baktığında gördüğü şey karşısında duraksadı. Ardından Deniz'i iteleyerek içeriye girdi.


    "Sağda ben yatarım."


    Şaşıran Deniz birşey diyemedi. Umursamaz davranan Kuzey'in soyunuşunu şaşkınlıkla izledi. Kuzey tam boxerını da çıkaracaktı ki, girdiği transtan çıkan Deniz telaşla buna engel oldu.


    "Hop dedik! Ne yapıyorsun sen ya!"


    Eli boxerda öylece kalakalan Kuzey, elini boxerdan çekti ve Deniz'e doğru ilerledi.


    "Duş alacağım. Yasak mı?"


    Deniz bir adım geriye giderek cevap verdiğinde, Kuzey ona doğru ilerlemeyi durdurdu. Arkadaşı Deniz son zamanlarda çok tuhaf davranıyordu.


    "Y- yasak değil elbette. Sadece git banyoda soyun."


    Kuzey kaşlarını çattı ve şüpheyle Deniz'e yaklaştı.


    "Sebep?


    Deniz köşeye sıkışmıştı. Diyecek söz bulamadı  ve susmak zorunda kaldı. Bu da Kuzey'in daha çok şüpheye düşmesine sebep oldu.


    "Götünden çıkan boku bildiğim heriften mi utanacağım.”


    Öfkeyle tıslayan Kuzey hayal kırıklığıyla kendini banyoya attı ve kapıyı da kilitledi.


    Aradan bir dakika kadar bile geçmemişken kapıdan ses geldi.


    "Kuzey! Yıkanmadığını biliyorum. Çık konuşalım."


    Aradan bir süre geçtiği halde Kuzey'den hâlâ ses gelmemişti. Endişelen Deniz kapıyı yumruklamaya başladı. İçinde gitgide yükselen korkuyla ne yaptığını bilmiyordu.


    "Kuzey ses ver! Kuzey!"


    İyice korkan Deniz aklına ilk geleni yaparak kapıya bir omuz attı. Gürültüyle açılan kapıyla telaşla içeriye giren Deniz, yerde çırılçıplak bir halde dizlerine sarılmış oturan Kuzey'i görmesiyle beraber derin bir oh çekti. Çok korkmuştu.


    "Beni çok korkuttun. Neden böyle yapıyorsun?"


    Elini şefkatle saçlarla gezdirirken sözlerine kaldığı yerden devam etti.


    "Bak, yanımda istediğin kadar çıplak gez tamam mı? Gıkım çıkarsa şerefsizim. Ama lütfen böyle yapma. Sana birşey oldu sandım. Öldün sandım."


    Kuzey'in tepkisizliğine göz deviren Deniz, Kuzey'in çırılçıplak olduğunu sonradan fark etti. Ve de istemeden Kuzey'in penisini görmüş bulundu. Sakin olmaya çalışarak görmemiş gibi yaptı ve ayağa kalkarak banyodan çıkmaya yeltendi.


    "Deniz!"


    Deniz ismini duymasıyla duraksadı ve başını çevirerek Kuzey'e baktı.


    "Özür dilerim. Belki de bütün bunların sebebi benim. Benim aptallığım olmasaydı-"


    "Ben biraz hava alacağım. Çıktığın zaman haber ver."


    Kuzey'in konuşmasına izin vermeyen Deniz banyodan çıktıktan sonra telefonunu aldı ve sonra da odadan çıkıp gitti.



Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap