20 Gerçekler acıtır
  • Aycan
    21:36:25 15.06.2019,Puan: 1862.25,0 Yorum, #Realist,380 kişi okudu,Carles tarafından onaylandı
  • Deniz otel odasına geri döndüğünde Kuzey'i perişan olmuş bir halde buldu. Pencerenin önündeki üçlü koltuğa oturmuş, ellerini de saçlarına daldırmış hüngür hüngür ağlıyordu. Biraz daha yaklaşınca, koltuğa atılmış eski tarihlerden kalma bir gazete buldu.


    "Kaldır başını! Bana bak!"


    Kuzey'in ağlamaktan kısılmış sesini duyunca, utançla başını kaldırıp kan çanağına dönmüş mavi gözlere baktı. Kuzey'in yüzüne fırlattığı gazeteyi yerden aldı ve neredeyse ezbere bildiği gazete haberini yeniden okudu.



    Mağazalar zincirinin tek varisi Doruk Pars, uyuşturucu batağına düştü.


    Ünlü fabrikatörün tek oğlu Ardin Clark ile mağazalar zincirinin tek varisi Doruk Pars'ın aşkı belgelendi.


    Geçtiğimiz günlerde bileklerini keserek intihar eden ünlü fabrikatörün tek oğlu Ardin Clark, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.



    "Neden sakladın bunu benden?" Neden?"


    Deniz karşısındaki yıkılmış adama üzüntüyle baktı. Tüm olan biteni aslında Kuzey hastanede yatarken araştırıp bulmuştu. Mehmet Amcanın ısrarı ve ölüm korkusu buna etkendi. Yani, Kuzey'in ölmesinden çok korkmuştu. Bir gece sabaha kadar internetten ve arşivlerden o tarihin gazete haberlerini araştırmış ve önüne çıkan gerçeklerle şoka uğramıştı. Kuzey'in bir zamanlar ünlü olan fabrikatörün torunu olduğunu tabiki de bilemezdi. Ve de, Türk değil de aslında bir İngiliz olduğunu…


    Duyduğu kırılma sesiyle daldığı düşüncelerden kopup kendine geldi. Kuzey sinir krizi geçiriyordu. Aynaları kırıyor, çığlık atıp duvarlara yumruk atıyordu. Müdahale etme isteğine karşı koyarak bir süre onu kendi haline bıraktı.


    "Allahım ne yapacağım şimdi ben? Dünyam bir kez daha başıma yıkıldı. Ölmek istiyorum!"


    Odada kısa çaplı bir terör estiren Kuzey, nefes nefese duvara tutunduğunda güçsüz bacakları sinirden kasılan bedenini taşıyamadı ve kayarak yere düştü. Başını da bacaklarına gömdüğünde hıçkırıklara boğuldu.


    "Bak, sana söyleyecektim. Ama doğru zamanı beklemek durumundaydım. Lütfen anla beni."


    Deniz dolan gözlerini sildi ve yere çömelerek Kuzey'in saçlarını şefkatle okşadı.


    "Ben bir İngiliz değilim. Ben Türküm!"


    "Tabiki de Türksün. Kimse sana aksini ispat edemez. Buna izin vermem."


    Deniz şişmiş gözlere bakmayı sürdürerek içinde çıkmak için bekleyen sözleri bir bir sarfetti.


    "Özür dilerim hayallerini yıktığım için, seni bir kez daha üzdüğüm için."


    Deniz gözlerinden taşan yaşları silerken söylemek istemediği ama söylemek zorunda olduğu son bir şeyi daha söyledi.


    "Babanın ailesi, yani deden ve babaannen seninle tanışmak istiyorlar. Ve birde, babanın yaşadığı evi görmek isteyebileceğini düşünmüşler. Seni babanın evinde bekliyorlar."


    Kuzey, karışık ruh haliyle akan burnunu koluna sildi ve güçlükle ayağa kalkarak kendisine üzüntüyle bakan Deniz'e bakmadan konuştu.


    "O halde beni onlara götür."


    ______


    Yol boyunca ne Deniz ne de Kuzey ikisi de konuşmamış, kendi iç dünyalarında kaybolmuştu. Deniz hala şoktaydı. Kuzey'in büyük bir ustalıkla sakladığı gerçekleri nasıl arayıp bulduğunu bilmiyordu. Böyle olsun istememişti. Herşeyi uygun bir zamanda söyleyecekti. Şimdi böyle her ikisi içinde kötü olmuştu.


    Şehir merkezini geçip lüks villaların sıralandığı semte geldiklerinde, taksiden inip yolculuğa yürüyerek devam ettiler. Ölüm sessizliği hala etkisini koruyordu. Sanki çocukluk arkadaşı değilde iki yabancı gibilerdi.


    O meşhur eve geldiklerinde Deniz boğazını temizledi ve güçlükle konuştu.


    "Geldik. Ev hemen şurası."


    Kuzey gördüğü eski eve bakıp kaldı. Yer yer boyası çıkmış ev kalbini yerinden çıkmak istercesine atmasına sebep olmuştu. Kalbi değişik duygularla karışmıştı. Annesinin vasiyetini yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyor, bir taraftan da babasının evini ve ailesini bulmanın heyecanını yaşıyordu. Yani, hiç tanıma şansının olmadığı gerçek ailesi…


    Birden kendisini boşlukta hissetti ve güç bulmak adına hemen arkasında dikilen Deniz'e baktı. Deniz de bunu anlamış olacak ki, Kuzey'in ellerini ellerinin arasına aldı ve sımsıkı sardı.


    "Haydi, yapabilirsin. Onlar senin ailen. Babanın sana bıraktığı tek şey. Günlerdir seninle tanışmak için bekliyorlar."


    Kuzey kalbindeki derin heyecanı bir nebzede olsa yatıştırmak için derin bir nefes aldı ve Deniz'in elini bırakmayıp onu da ardına katarak, kendisini bekleyen ailesine doğru yürümeye başladı.




Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap