4 Vedalar kalp yakar
  • Aycan
    01:17:17 16.10.2018,Puan: 3941.75,0 Yorum, #Realist,666 kişi okudu
  • “Kuzey!”


    Kuzey, tam ağzını açacaktı ki, patronu Mehmet Amca’nın sesiyle arkasına döndü.


    “Kuzey sana inanamıyorum! Ne zamandan beri müşterilerimize karşı kaba davranır oldun? Doğrusu senden hiç beklemezdim böyle birşey. Beni şaşırttın.”


    Şaşkınlıktan küçük dilini yutan Kuzey kızarıp bozarırken, Alp ise Kuzey’in şaşkın halleriyle eğleniyordu. Bu mavi gözlü çocukla daha çok işi olacaktı.


    “Aa-ma ama-"


    “Sus!”


    Suratı kıpkırmızı olan Kuzey, bu kadar insanın karşısında çocuk gibi azarlamanın utancını yaşarken, patronu Mehmet Amca ise sakinleşmek adına derin bir nefes aldı ve parmağını Kuzey’e doğru doğrulttu. Şeker gibi adam, yanlış bir durum karşısında böyle ters bir adama dönüşebiliyordu işte.


    “Bir daha böyle birşey görmek, duymak, istemiyorum.”


    Mavi gözlerinin dolmasına zorlukla engel olan Kuzey, ufak bir baş sağlamayla cevap verdiğinde; patronu Mehmet Amca saygısızlık yapıldığını düşündüğü müşteriye başıyla selam vererek uzaklaşmıştı.


    “Tanrım!”


    Şaşkınlıkla açtığı mavi gözlerini devirip yeniden yabancıya dönen Kuzey, bu kez sinirle açtığı mavilerini yabancının kahvelerine sapladı. Bu yabancı yüzünden bunca insanın karşısında rezil olmuştu.


    “Ne zıkk- ne alırdınız?”


    Kuzey pişkince sırıtan yabancı adamın karşısında temelli öfkeden deliye dönmüştü, ama şu an iş başındaydı ve öfkesine hakim olmak zorundaydı. Bir daha çocuk gibi azarlanmak istemiyordu. Hala kendisine bakarak sırıtan adamın cevap vermemesi üzerine dişlerini öfkeyle sıkarak sorusunu tekrarladı. Fakat bu kez sesini biraz daha alçaltmıştı.


    “Ne istiyorsan söyle ve sonra da siktir git. Benim asabımı da bozma.”


    Şimdi daha da sırıtan yabancının kahvelerine engel olamadığı şaşkınlığıyla bakıp kalan Kuzey, bir süre hareket edemedi. Ne tür bir psikopata denk gelmişti böyle?


    “Sadece çay istiyorum. Buranın çayı meşhurmuş. Bende merak ettim ve gelip bir tadına bakmak istedim.”


    Mavileri deli gibi parlayan genç adam, şaşkınlıktan kurtulduğu gibi yeniden öfkelenmişti. Nasıl öfkelenmesindi ki, karşısındaki psikopat dudaklarına bakarak “-gelip bir tadına bakmak istedim” dediğinde neyi kastettiğini anlamışken. Oteldeki hali gözlerinin önüne geldiğinde gözlerini kırparak o görüntülerden kurtulmaya çalıştı. İlkini bir erkeğe verdiğine hala inanamıyordu.


    “Hemen getiriyorum.”


    Bu kez engel olmadığı mavileri dolduğunda garip bakışlarıyla kendisine bakan yabancı adama bakmayı kesip arkasına döndü ve çayı doldurmak üzere semavere doğru ilerledi.


    Bir bardak çayı hazır edip, hala aynı bakışlarla kendisine bakan yabancıya doğru ilerledi. Tam çayı önüne koyacağı sırada yabancının sesiyle başını kaldırıp baktı.


    “Çay için teşekkürler.”


    Yabancının anlamlandıramadığı bakışları arasında elindeki çayla öylece kalakalan Kuzey, bir anlığına ne yapacağını şaşırsa da işinin başına dönmüştü. Fakat gün boyunca yabancının bakışlarını aklından silememiş ve türlü sakarlıklarla bir şeyleri kırıp dökmüştü. En sonunda bir adamın bacağına sıcak çayı döktüğünde en az yüz kez özür dileyerek kendini personel odasına atmıştı.


    Eli göğsünde nefes nefese personel odasındaki eski koltuğa kendini attığında, kapı açılmış içeriye birisi girmişti.


    “Kuzey, iyi misin abi sen?”


    Birazda olsa sakinleşen Kuzey, başını kaldırmadan salladığında omzunda hissettiği ellerle irkildi.


    “Kaldır bakayım başını.”


    Kuzey başını kaldırıp baktığında, arkadaşı Deniz ağlamaktan kızaran gözlere sorgulayan ve birazda üzgün gözlerle baktı.


    “O adamda aranda birşey mi oldu?”


    Başını yeniden önüne eğen Kuzey, Deniz'e cevabı böylelikle vermiş olmuştu. Bunu anlayan Deniz, biraz düşündükten sonra aklına takılan soruyu sordu.


    “Ne oldu?”


    Başını kaldırmayıp olan biten her şeyi anlatan Kuzey, utançla yüzünü elleriyle kapattığında, Deniz de geçirdiği şokla donup kalmıştı.


    “Ne yaptın abi sen?”


    Daha da ezilip büzülen Kuzey cevap vermezken, Deniz hayretle öylece Kuzey’e bakıp kalmıştı. Şaşkınlıkla açtığı gözleri yanında utançtan yerin dibine girmeye çalışan Kuzey’in üzerinde geziniyordu.


    “Adam tabi peşinde dolanır senin.”


    “Ne yapayım oğlum ya sarhoştum. Hiç birşey de hatırlamıyorum ki anasını satayım. Hayır anlamıyorum, bir insan hiç mi birşey hatırlamaz?”  


    Saçlarını yolup duran Kuzey’in çaresiz hallerine dayanamayan Deniz, hala yerin dibine girmeye çalışan Kuzey’in omzuna teselli etmek amacıyla vurdu.


    “Tamam olan olmuş artık. Sıkma canını bu kadar. Hem o herif istediği kadar götünün dibinde dolanıp dursun. İstedigini alamayınca vazgeçip gider zaten.”


    “Gider mi gerçekten?


    Biraz daha kendini toplayan Kuzey, ıslak gözlerini sildiği sırada kapının vurulmasıyla yerinden sıçrarken, Deniz de birşey demeden odadan çıkıp gitmişti.


    -

    Kendini tamamen toplayan Kuzey personel odasından çıkacağı sırada patronu Mehmet Amca’nın kendisine seslendiğini fark etti. Hemen derin bir nefes alarak Mehmet Amca’nın odasına doğru ilerledi. Tam Mehmet Amca'nın odasının kapısını tıklatacağı sırada kapı aniden açılıverdi.


    “Kuzey oğlum.”


    “Söyle Mehmet Amca.”


    Nedensizce gerildiği için ellerini birbirine bastıran Kuzey beklentiyle patronuna baktığı sırada, birbirine yapışan ellerden gözlerini çeviren Mehmet Amca, yere indirdiği gözlerini tekrar genç adama dikti.


    “İyi değilsin. Benden süresiz izin. Git topla kendini. Kendine gelmeden de buraya gelme. Müşterilere çatmaya başladın oğlum.”


    Gözleri istemsizce dolan Kuzey kendini toplamaya çalışarak gülümsediği sırada kapı tıklatıldı.


    “Gel.”


    İçeriye giren Deniz’in gözleri ağlamak üzere olan Kuzey'e kaydığında söyleyeceklerini bir anlığına unutmuştu.


    “Ne oldu Deniz?”


    Gözlerini, gözyaşlarını silen Kuzey’den çevirip patronuna diken Deniz bir an ne diyeceğini şaşırsa da en sonunda kelimelerini toplayabilmişti.


    “Patron müşteriler seni soruyor.”


    “Tamam Deniz. Geliyorum.”


    Giden Deniz'in ardından ellerini dostane bir tavırla için için ağlayan Kuzey’in omzuna koyan Mehmet Amca, haline üzüldüğü elemanını kaybetmek istemese de bunu yapmak zorundaydı.


    “Kendine bunu yapma evlâdım. Rahat bırak kendini. Ona buna bağırmakla kendini toplayamazsın. Biliyorum senin için çok zor, ama görüyorsun hayat devam ediyor işte. Bilirsin, bu tür konuşmaları hiç beceremem ben. Anladın sen onu, hee?”


    Bu sefer ikiside güldüler. Kuzey içten içe patronuna teşekkürlerini sunuyordu. Patronu Mehmet Amca ona çok şey öğretmiş, âdeta babası olmuştu. Mehmet Amca’ya çok şey borçluydu.


    “Deneyeceğim Mehmet Amca.”


    İkisi de birbirine tebessüm ettiğinde gün yavaş yavaş yerini akşama bırakıyor, kafe yavaş yavaş boşalıyordu.


    Kalan son müşteride kafeden ayrıldığında Mehmet Amca her zamanki gibi Kuzey'in gitmesini söylemişti. Kafedeki çalışanlarla tek tek vedalaşan Kuzey, Deniz’i en sona bırakmıştı.


    “Gel bakayım buraya koç!”


    Birbirlerine sıkıca sarılan ikili sanki birbirlerini bir daha hiç göremeyecek gibiydi. Zaten öyle olmayacak mıydı? Kuzey, annesinden kalan evi satıp İzmir'e yerleşmeyecek miydi?


    “Eğer beni unutursan tarlayı takkayı satıp oraya gelir başına bela olurum, bilesin.”


    “Mümkündür efenim.”


    Buna bir süre ikiside güldü. Sessizliği Deniz bozduğunda Kuzey artık gitmesi gerektiğini anlamıştı.




Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap