5 Rüya mı? Gerçek mi?
  • Aycan
    21:06:00 29.05.2019,Puan: 835.5,0 Yorum, #Realist,334 kişi okudu,Carles tarafından onaylandı
  • “Sende nereden çıktın?” 

    “Hiçbir yerden.”

    Genç şarkıcı, yüzündeki tebessümle söylerken mavi gözlünün gitgide sinirlenişini büyük bir keyifle izliyordu. Nedense bu mavi gözlüye fena takılmıştı. 

    “Ne istiyorsun benden?”

    Genç şarkıcı cevap vermeyip yine aynı tebessümle baktığı sırada, Kuzey dayanamayıp arkasına dönüp ilerledi. Başına bela almıştı. Bu yabancıdan nasıl kurtulacaktı?

    Derin düşüncelere daldığı sırada cebindeki telefonunun çalması üzerine duraksayıp elini cebine götürdü ve telefonu yanıtladı. 

    “Alo?”

    “Merhaba. Ben ev için aramıştım da, acaba uygun bir zamanda görüşebilir miyiz?”

    Duyduklarıyla heyecanlanan Kuzey, cevap vereceği sırada bir adamın hızla kendisine doğru geldiğini fark etti. Önce ne yapacağını şaşırdı. Sonra da kaçabilmek için sağa doğru yöneldi. Fakat geç kalmıştı. Adamla kafa kafaya çarpıştığında dengesini kaybetti. Yere düşeceğini anlayan Kuzey, korkuyla gözlerini yumdu. Tam da bu sıra beklemediği birşey oldu. İki güçlü kol kendisini yere düşmekten kurtarmıştı. Bunu beklemeyen kuzey, kocaman açtığı mavi gözleriyle karşısındaki adama bir süre saf saf baktı. Bu iki oluyordu. 

    “ Sanırım artık bir öpücüğü hak ettim.”

    Yuvalarından çıkmaya çalışan gözlerinin isteğini geri çeviren Kuzey, açık kalan ağzını da kapatarak kendini toparladı ve neredeyse üzerine çıkmış olan adamı iterek ayağa kalktı. 

    “Her yerde karşıma çıkıyorsun. Bundan vazgeç artık.”

    “Bu iki oldu.”

    Yabancı adam gülerek söylediğinde orada daha fazla duramayacağını anlayan Kuzey, hiçbir şey demeden arkasını dönüp gittiğinde bile, yabancının hala sırıttığını hissedebiliyordu. Bu adamla başı dertteydi. 

    “Önemli değil!”

    Arkadan yükselen tanıdık sesle aniden sinirlenen Kuzey'in sabrı taştı ve geriye dönerek yabancının suratına yumruğunu geçirdi. Bir anda gelen yumrukla neye uğradığını şaşıran genç şarkıcı, Kuzey'i de beraberinde sürükledi ve bunun sonucunda ikiside yerle buluştu. 

    İlk kez bir erkekle istemedende olsa bu denli  yakınlaşan Kuzey, şaşkınlıkla kalakalırken; genç şarkıcı ise mavi gözlünün tuhaf hareketlerine bir anlam vermeye çalışıyordu. Sanki ömründe ilk kez bir erkek görüyordu. 

    “Siktir!”

    Ağzından kaçan küfür ile gözlerini yabancının morarmaya başlayan elmacık kemiğine çevirdi. Ve sonra nasıl olduysa kendini bir anda dolgun dudaklara arzuyla bakarken buldu. Sanki vücudu bunca yılın açlığını bu yabancıdan çıkarmak ister gibiydi. Dolgun dudaklara yapışmak için yanıp tutuştuğunu fark edince kendini hızla toplayarak ayağa kalktı ve hiç bir şey olmamış gibi arkasını dönüp gitti. 

    O kadar dalgındı ki, bir saattir evinin etrafındaki sokakta dolanıp durduğunun farkında bile değildi. Düşündükçe deli oluyordu. Ayağına kadar gelen fırsatı o yabancı yüzünden kaçırmıştı. O yabancı yeniden peşine takılmış olmasaydı belki de evi çoktan satmış bile olabilirdi. Şimdi o yabancıya karşı daha da öfke duyuyordu. 

    Ayaklarının ağrıdığını fark edince bir saattir dolanıp durduğunu fark etti ve bu yaptığından vazgeçerek eve doğru ilerledi. 

    Evin önüne geldiğinde kendisine sakız gibi yapışan o yabancının, kapının önündeki taşta oturuyor olduğunu fark etti. Başını önüne eğmişti ve ellerini  iki yanına koymuştu. Bu haliyle sıkıntılı görünüyordu. Kuzey'in o yabancıya duyduğu öfkenin yok olup gittiğini hissetti. Zaten Kuzey'in bu yabancıya bir hayat borcu yok muydu? Sıkıntıyla derin bir nefes alırken lanet etti kendine kendine. Olmadık zamanlarda merhameti kalbine işliyordu. 

    Tuttuğu nefesini bırakarak eve doğru adımladı. 

    Adım seslerini duyan genç şarkıcı eğdiği başını kaldırarak baktı. Gördüğü suratta biraz sinirlilik bolca da hüzün vardı. Şimdi bu mavi gözlü ne diye hüzünlenmişti ki?

    Adımlarını bitiren Kuzey yabancının önünde dikildiğinde, yabancının kahvelerine mavilerini sapladı. 

    “Senden kurtuluşum yok değil mi?” 

    Hafifçe sırıtıp başını iki yana sallayan yabancının üzerine nefesini bırakan Kuzey, cebindeki anahtarı çıkarıp kapıyı açtı ve içeriye girdi. Fakat kapıyı açık bırakmıştı. Küçük salonun ortasına doğru adımlarken bir anda arkasına döndü ve kendisine tuhafca bakan yabancıya doğru bakarak konuştu. 

    “Davetiye mi bekliyorsun? Hayır yani, öyle bir isteğin varsa söyle de pembe kaplı bir davetiye yaptırayım sana.”

    Yabancı, ışıl ışıl parlayan porselen beyazlığındaki dişlerini göstererek güldüğünde; Kuzey'in mavileri ister istemez yabancının gülüşünde takılı kalmıştı. Ne kadarda güzel gülmüştü öyle. Bir kez daha etkilendiğini fark eden Kuzey, daha fazla o mükemmel gülüşü görmemek için arkasına döndü. O sırada evin kapısının kapandığını duydu. 

    “Evin burası mi?”

    Yabancının memnun olmadığını gösteren ses tonu Kuzey’i rahat etsede ses etmeyerek odasına doğru ilerledi. Çok yorgundu. Odasına girdiğinde kendini doğrudan yatağa attı ve gözlerini kapattı. 

    Duyduğu kapının açılma sesiyle dalmak üzere olduğu uykusunda uyandı, fakat gözlerini açmadı. Yabancının ne yapacağını merak ediyordu. 

    “İnşallah uykun ağırdır.”

    Duyduğu boğuk sesle kalbine korku girse de belli etmeyerek yapmaya çalıştığı numaraya devam etti. Fakat duyduğu korkuyla kalbinin atışları hızlanmıştı. Yabancının bunu duymamasını umdu. 

    Bir anda kasıklarında hissettiği ellerle şaşkınlığa uğrayarak olduğu yerde sıçradı ve gözlerini şokla açtı. Ne yapacağını şaşıran Kuzey'in adeta gördükleriyle dili tutulmuştu. Bir çift kahverengi gözün baştan çıkarıcı ışıltısı karşısında yavaş yavaş erirken, porselen beyazlığındaki dişlerin pantalonun fermuarını indirişini çaresizce izledi. 

    “Iıhh!”

    Yabancının, sabah giydiği çiçek desenli boxerın içinden çıkardığı sertleşmiş penisi ağzına sokarken yapabileceği tek şey şu an yaptığı gibi başını arkaya atıp çaresizce inlemekti. 

    “Mmmh.”

    Penisinin ucunda gezinen dili görebilmek için arkaya attığı başını kaldırıp baktı. Boşalmak üzere olan penisinin yeniden o sıcak ağıza girdiğini görünce de tamamen teslim olarak kendini yatağa bıraktı. 

    “HAYIIR!”

    Bağırarak uykusundan uyanan Kuzey kan ter içinde kalmış, bir süre kendine gelememişti. Sıkışan göğsünün sakinleşebilmesi için derin bir nefes alırken, gözleri pantolonun önündeki ıslaklığa takıldı. Boşalmıştı. 

    Nefesi durulurken gördüğü rüyayı aklına getirdi. Bu düştüğü durum kalbindeki alarmın çalmasına sebep olmuştu. Durum vahimdi ve en kısa sürede içine girebileceği bir kadın ayarlaması gerekiyordu. Kendi kendine verdiği sözünü maalesef bozacaktı. 

    Azmış ruhuna lanet ederek pantolonun ıslak kısmına takılan gözlerini yatağının yanındaki gardırobuna çevirdi. Hemen yataktan kalkarak pantolonunu ve boxerını çıkarıp yere attı. Ortaya çıkan penisine baktı bir süre. Hala sertti. 

    “Merak etme senin isteğini gerçekleştireceğim.”

    Penisiyle konuşmayı bırakarak temiz bir boxer ve birde siyah renkte eşofman altı giyerek odasından çıktı. Salonun sessizliği aklına yabancının nerede oluşu sorusunu getirdiğinde merakla salondaki tek koltuğa doğru ilerledi. 

    Salonun ortasına geldiğinde gördüğü görüntüyle koltuğa tutunmak zorunda kalmıştı. Arada kıpırdayan uzun kirpiklere, aralıklı kalmış dolgun dudaklara ve yattığı yastıkta dağılmış olan dalgalı saçlara uzun uzun baktı. 

    Bir erkek bu kadar güzel olabilir miydi?

    Onu ilk kez böyle yakından inceliyordu. Rüyalarına kadar giripte kendisini baştan çıkaran, sonra da orgazm olmasına neden olan yabancıdan etkileniyordu. Aklının bir kısmı “Bu bir etkilenme değil, açsın” desede bunu umursamayarak gözlerinin önünde yatan güzelliğe bakmaya devam etti.



Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Yorum Yap